Mevsim sonbahar…

Kimine göre hüznün, gönülsüz ayrılıkların; kimine göre ise güçlenip tekrar ayağa kalkmak için başlangıçların mevsimidir. Sonbahar içe dönmenin, kendi kabuğuna çekilmenin en güzel zamanıdır. İnsan bu mevsimde durup düşünmek, kuytusunda dinlenmek ister…

Sonbahar hayatımızı gözden geçirmeye en güzel davettir bize. Burada umutlarımız, hayal kırıklıklarımız; özlemlerimiz, kavuşmalarımız, bazense kaçınılmaz vedalarımız vardır. Söylediklerimiz, boğazımıza takılıp kalan, söyleyemediğimiz suskunluklarımız; tamamlanamayan yarım kalışlarımız vardır. Engel olamadığımız gözyaşlarımız, içinde samimiyet kokan gülümsemelerimiz, kayıplarımız, kazançlarımız vardır hayata dair her deminde…

Sonbahar arada kalışların mevsimidir. Bazen ne gidebiliriz, ne de kendimizden emin olup, bulunduğumuz yere kök salıp kalabiliriz. Bu mevsimde sararıp solan yapraklar gibi insan da bazen kendini bulmak için dökülmek, dağılmak belki de savrulmak ister… Nereye nasıl gideceğini bilmeden…

Bu mevsimde ömrümüz bir film şeridi gibi geçer gözlerimizin önünden… Zihnimizde kaçınılmaz muhasebesi başlar yaşadıklarımızın... Haydi, özgürsünüz bu mevsimde hüzünlenmek için… Ardından bir tutam yalnızlık hissi… Devamında ise içsel derinliğimizdeki sessizliği dinlemek... Sonra da sarıp sarmalamak kendimizi, her şeye rağmen başka bir baharda filizlenip hayata tutunmak için.

Renk geçişlerinin yaşandığı; sana özel sarın, turuncun, kahverengin… Pastel renklerinin etkisinde kaybolmak, kızıl renginde ise durup kalmak isterim öylece… Her gidişin bir dönüşü olacağı, her ayrılığın kavuşmaya döneceğine dair… Hep gizli bir umut besler yüreğimiz sonbahar mevsiminde…

Hüznün yakıştığı en güzel mevsimdir sonbahar, iç dünyamızla yüzleştiğimiz. Biliriz ki yaşanan hiçbir son bitiş değildir; her şeye yeniden, yenilenerek başlamak için bazen bir son gereklidir bize, adı sonbahar olan…