TBMM’ye sunulan Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki Mekke Ortak Savunma Anlaşması bölgesel dengeleri altüst etti. "Birimiz hepimiz için" maddesiyle dikkat çeken Mekke İttifakı, Türkiye için dev bir fırsat mı yoksa büyük bir güvenlik riski mi? İşte tarihi anlaşmanın perde arkası...


Ankara’nın çelikleşen savunma teknolojisi, Riyad’ın devasa finansal gücü ve İslamabad’ın nükleer caydırıcılığa sahip askeri kapasitesi… Kâğıt üzerinde bakıldığında, coğrafyanın kaderini değiştirecek kadar iddialı bir üçlü!


Türk savunma sanayisi için açılan yeni pazarlar, Doğu Akdeniz’den Hint Okyanusu’na uzanan dev bir diplomatik hareket alanı… Bunlar madalyonun ışıltılı, kazanç hanesine yazılan yüzü. Ancak uluslararası ilişkilerin yazısız bir kuralı vardır:Siyasette her kazancın mutlaka bir maliyeti olur.


İşte tam da bu noktada zurnanın zırt dediği yere geliyoruz.

Anlaşmanın altındaki O kritik madde


''Taraflardan birine yapılan saldırı, hepsine yapılmış sayılır."


Mehmetçik Başkasının Savaşına mı Gidecek?

Şimdi durup kendimize soğukkanlılıkla sormamız gerekiyor:

Yarın bir gün Suudi Arabistan Basra Körfezi’nde veya Yemen’de yeni bir krizin ortasında kaldığında; ya da Pakistan,Keşmir sınırında komşusuyla sıcak bir temas yaşadığında Mehmetçik kendisini nasıl bir denklemin içinde bulacak?Ankara’nın enerjisini ve askerini kendi coğrafyamızın sınırları içinde tutmak bile bu kadar hassas bir dengeliyken,başkasının ateşine benzinle mi koşacağız?


Elbette bir savunma anlaşması, her çatışmaya otomatik olarak asker göndermek anlamına gelmez. Belirleyici olan; anlaşmanın gerçek metni, detayları ve Türkiye’nin üstlendiği yükümlülüklerdir.


Washington ve Tahran Bu Anlaşmaya Ne Diyecek?

Ancak bir de işin Washington ve Tahran boyutu var. NATO müttefiklerimiz ve yanı başımızdaki İran bu "yeni ittifakı" çay-kahve içerek izlemeyecek. Washington’da kaşlar çoktan çatılmış, Tahran’da ise hesap makineleri yeniden çalışmaya başlamıştır bile.

Tam da bu yüzden, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) önündeki en hayati sorumluluk burada başlıyor.Anlaşmanın kapsamı, kırmızı çizgileri, süresi ve Türkiye’ye getireceği yükümlülükler kamuoyuna açıkça ortaya konulmalıdır. Çünkü mesele yalnızca o masaya oturmak değil; o masada kimin, neyin hesabını yaptığını net olarak bilmektir.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan aynı savunma denkleminde buluşursa kazanan kim olacak? Asıl mesele, bu ittifakın Türkiye’ye küresel bir güç mü kazandıracağı, yoksa başkalarının savaşında ön safa mı süreceğidir!


Masa Tamam, Kasa Tamam… Peki Zarları Kim Atıyor?

Türkiye bu yeni dönemde oyunun kurucusu mu olacak, yoksa başkalarının kurduğu oyunda bir taş mı? "Birimiz hepimiz,hepimiz birimiz için" söylemi bizim için doğru bir hamle mi?

Bu soruların cevabını atılan imzaların kendisi değil; o imzaların Türkiye’ye ne getireceği belirleyecek. TBMM bu metni onaylarken önümüzde 10 yıllık, geri dönüşü olmayan stratejik bir taahhüt duruyor olacak.

Göreceğiz... Umalım ki atılan zarlar, coğrafyanın fırtınasında Türkiye'nin geleceğini karartmasın.

Sevgiyle kalın...



Mekke İttifakı, Mekke Anlaşması, TBMM, Suudi Arabistan, Pakistan, Ortak Savunma Anlaşması, Dış Politika,Türk Savunma Sanayii, Mehmetçik, Gündem,türkiye,arabistan,gündem