Afyonkarahisar’da gündem o kadar hızlı değişiyor ve o kadar hızlı ilerliyor ki, inanın biz basın mensupları bile zaman zaman bu değişime yetişmekte zorlanıyoruz.

Hele konu siyaset olunca…

Sular bir türlü durulmuyor.

Düne kadar kol kola yürüyenler, aynı sofralarda oturanlar, yedikleri içtikleri ayrı gitmeyenler bugün birbirlerine karşı cephe almış durumda.


Siyasette dün dost olan bugün rakip, dün yol arkadaşı olan bugün birbirinin karşısında…


Neyse ki siyaset böyle bir şey!


Konu hobi bahçesi mi, mesele başka mı?


Belediye Meclisi'nde yaşanan gelişmeler hâlâ gündemdeki yerini koruyor.


Belediyeye ait hobi bahçelerinin tahsisi, sözleşmelerin feshedilmesi ve meclis üyeleri ile belediye yönetimi arasında yaşanan tartışmalar kamuoyunun önünde yaşanıyor.


Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal ile Belediye Meclis Üyesi Dr. Kemal Demirkırkan arasındaki gerilim ise artık başka bir boyuta taşındı.


Başkan Köksal, belediye uhdesindeki hobi bahçelerinden birinde yeri bulunan Kemal Demirkırkan’ın bahçesini polis eşliğinde boşalttırdı.


Gerekçe ise “mücbir sebep”.


CHP’den birlikte yürüyüp bugün farklı noktalarda duran iki eski yol arkadaşının hobi bahçesi üzerinden karşı karşıya gelmesi, elbette kamuoyunun dikkatinden kaçmadı.

Ama açık konuşalım…

Aslında mesele hobi bahçesi falan değil.

Kemal Demirkırkan’ın o hobi bahçesine ne kadar ihtiyacı olduğu da ayrı bir tartışma konusu.


Neticede ortada kendisine daha önce verilmiş bir hak var.

Mesele de tam burada başlıyor.

Bir hakkın verilmesi kadar, o hakkın hangi gerekçeyle geri alındığı da kamuoyuna açık ve anlaşılır biçimde anlatılmalı.

Çünkü siyasette asıl mesele bazen yapılan işten çok, işin nasıl yapıldığıdır.

Afyon’da il başkanı arayışı mı?

Derken bir başka gündem daha düştü Afyonkarahisar’ın önüne…

Başka illerden gelen bazı milletvekillerinin Afyonkarahisar’da il başkanı arayışına girdiği konuşuluyor.

Güzel…

Hoş…

Arayış da olabilir, istişare de yapılabilir.

Ama insan sormadan edemiyor:

Bu memlekette kimi tanıyorsunuz?

Kime soruyorsunuz?

Kimin fikrini alıyorsunuz?

Bir ismi ortaya atıp, “Bu kişiyi nasıl bilirsiniz?” diye sorulduğunda vatandaşın veya teşkilat mensuplarının bile tedirgin cevap verdiği bir ortamdan bahsediyoruz.

Çünkü insanlar artık düşüncesini söylerken iki kere düşünüyor.

 “Ya söylediğim söz dönüp dolaşıp karşıma çıkarsa?”

 “Ya bu söylediğim bir şekilde bir yerlere ulaşırsa?”

İşte asıl mesele burada.

Bir şehirde insanlar düşündüklerini rahatça söyleyemiyorsa, orada sadece siyaset değil, siyasi iklim de tartışılmalıdır.

Memlekette konserler, festivaller, şarkılar, türküler gırla gidiyor.

Bir yandan sahneler kuruluyor, diğer yandan siyaset sahnesinde kıyamet kopuyor.

Ama vatandaşın ekonomik sıkıntıları?

Onlar biraz arka planda kalıyor.

Mikrofonu eline alıp vatandaşın gerçek düşüncesini sormaya çalışan birkaç basın mensubu bile sokak röportajlarını kaldırmak zorunda kalıyor.

Çünkü her an, her yerde bir tepki var.

Vatandaşın ne söyleyeceği belli değil.


Söylediğinin kime dokunacağı belli değil.

Tepkinin nereden geleceği belli değil.

Sonra da dönüp,

 “Vatandaş neden konuşmuyor?” diye soruyoruz.

Konuşmaz tabii…

Mazot 82 lirayı geçmiş, kimin umurunda?

Evlere şenlik bir gündemimiz var maşallah!

Kimin umurunda?

Dolar 50 liraya dayanmış…

Kimin umurunda?

Vatandaşın mutfak masrafı her geçen gün biraz daha ağırlaşıyor…

Kimin umurunda?

Çerçeve yasada neler var?

Hangi düzenleme geliyor?

Vatandaşın hayatını nasıl etkileyecek?

Kimin umurunda?

Bizim gündemimiz belli.

Kim kiminle kavga etti?

Kim partiden istifa etti?

Kim hangi partiye geçti?

Kim belediye meclisinde ne söyledi?

Kimin hobi bahçesi boşaltıldı?

Kim il başkanı olacak?

Kim kiminle görüştü?

Kim kimin yanında fotoğraf verdi?

Bunları konuşuyoruz.

Konuşmaya da devam ediyoruz.

Çünkü hayat devam ediyor!

Hem de bütün hızıyla…

Siyasetçiler birbirleriyle uğraşırken, vatandaş faturalarla uğraşıyor.


Birileri koltuk hesabı yaparken, birileri ay sonunu nasıl getireceğinin hesabını yapıyor.

Birileri “Kim il başkanı olsun?” diye düşünürken, vatandaş “Bu ay neyi kısmalıyım?” diye düşünüyor.

Belki de biraz durup buradan bakmak gerekiyor.

Çünkü siyaset gelip geçer.

Koltuklar değişir.

Partiler değişir.

Dostluklar bozulur, yeni ittifaklar kurulur.

Ama vatandaşın derdi aynı yerde durur.

Geçim derdi…

Ve galiba Afyonkarahisar’ın bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey de, gündemin hızına kapılıp gitmek yerine biraz durup vatandaşın gerçek gündemine bakabilmek.

Yoksa biz daha kimin hobi bahçesinin boşaltıldığını anlamaya çalışırken, vatandaş çoktan başka bir hesabın peşine düşmüş oluyor:

 “Ay sonunu nasıl getireceğim?”