Aşk; sadece üç harften oluşan ama içine koca bir evreni sığdıran büyülü bir kelime.
Yüzyıllardır adına şiirler yazıldı, hikâyeler anlatıldı; en hüzünlü besteler onun için yapıldı, en yanık türküler onun ateşinde yakıldı. Her kalpte fark
lı bir iz bıraktı. Her ruhun lügatinde bambaşka bir karşılık buldu.

Peki, şimdi tüm bu tanımları bir kenara bırakıp size sorsam: Sahi, nedir aşk?

Zihniniz hemen bir tanıma koşmadan önce derin bir nefes alın ve düşünün; hayatınızda hiç gerçekten ”âşık” oldunuz mu?

Yoksa aşk zannettiğiniz şey, sadece yalnızlığın üzerine örtülmüş bir şal mıydı?

Sorularımı biraz daha derinleştirmeme izin verin:

Sizce aşkın bir ömrü var mıdır? Kimilerinin dediği gibi bir gün ansızın biter mi, yoksa sadece zamanla şekil mi değiştirir?

İnsan hayatında kaç kere âşık olur? Kalp her seferinde sıfırdan, hiç kırılmamış gibi sevebilir mi?

Aşkın yaşı var mıdır? Yoksa o, ruhun bedenden bağımsız bir zaman diliminde attığı bir kahkaha mıdır?

Bu satırları okurken her birinizin zihninde farklı, samimi ve belki de bugüne kadar kendinize bile fısıldayamadığınız itiraflar canlandığına eminim. Aşkı tarif etmeye ne kelimelerimiz ne de sayfalarımız yeter.

“Aşk adına ne söylesek, ne yazsak hep bir yanı eksik kalır” diyerek; hepinize aşk dolu, aşkla yaşanacak bir ömür diliyorum. Aşkın en güzel, en saf haliyle yolunuzun kesişmesi dileğiyle…