Gözden Kaçırmayın

YRP İl Başkanı AK Parti'yi ve Köksal'ı Yerden Yere VurduYRP İl Başkanı AK Parti'yi ve Köksal'ı Yerden Yere Vurdu

Aladağ, devletin yüzde 37 seviyelerinde faizle borçlandığı, bankaların ise vatandaşın mevduatına yüzde 40-45’e yaklaşan faiz oranları verdiği bir ekonomik düzende yıl sonu enflasyon beklentisinin yüzde 29 olarak açıklanmasının piyasa gerçekleriyle örtüşmediğini söyledi.

Ekonominin temel kurallarından birinin faiz oranlarının gelecekte beklenen enflasyona göre şekillenmesi olduğunu belirten Aladağ, “Gerçekten yüzde 29’luk bir enflasyon beklentisi olsaydı devlet daha düşük maliyetlerle borçlanabilir, bankalar da vatandaşın mevduatına bu kadar yüksek faiz vermek zorunda kalmazdı. Bugünkü faiz tablosu, piyasaların açıklanan hedeflere güven duymadığını açıkça göstermektedir” dedi.

Vatandaşın hissettiği gerçek enflasyonun açıklanan rakamların çok üzerinde olduğunu savunan Aladağ, pazarda, markette, kiralarda, elektrik faturalarında ve temel tüketim ürünlerinde yaşanan artışların dar gelirlinin alım gücünü her geçen gün daha fazla erittiğini ifade etti.

Vergi gelirlerinin önemli bir bölümünün üretim, yatırım ve sosyal destekler yerine faiz giderlerine aktarıldığını öne süren Aladağ, Hazine’nin yüksek faizli borçlanmaları nedeniyle bütçede faiz ödemelerine ayrılan payın giderek arttığını kaydetti.

Çiftçinin mazot ve gübre maliyetleri altında ezildiğini, esnafın krediye ulaşmakta zorlandığını, emekli ve asgari ücretlinin temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çektiğini belirten Aladağ, yüksek faiz politikasının toplumun tüm kesimlerinin üzerindeki yükü artırdığını söyledi.

Ekonomide güvenin yalnızca açıklanan hedeflerle değil, vatandaşın günlük yaşamda hissettiği gerçeklerle sağlanabileceğini dile getiren Aladağ, “Türkiye’nin ihtiyacı yüksek faiz değil; güçlü üretim, adil gelir dağılımı ve vatandaşın refahını esas alan bir ekonomi modelidir” ifadelerini kullandı.